İSG’de Yetkinlik: Kim Geliştiriyor, Kim Koruyor?

Bir çalışanın eğitim kaydı tamamdır. Gerekli belgeleri dosyasındadır. Görev tanımı ve çalışma prosedürü kendisine iletilmiştir.

Peki, beklenmeyen bir durumla karşılaştığında riski fark edebilir mi? Değişen koşullarda bilgisini doğru uygulayabilir mi? Yetkinliğinin sınırlarını ve ne zaman destek istemesi gerektiğini bilir mi?

RoSPA’nın Speedy Hire iş birliğiyle hazırladığı, Haziran 2026’da yayımlanan “Protecting Workforce Competence for Safer, Healthier Workplaces” raporu, bu soruları kurumsal güvenlik, çalışan refahı ve operasyonel kapasite açısından ele alıyor.

İSG, insan kaynakları, iş sağlığı ve operasyon alanlarındaki uzmanların katıldığı beş yuvarlak masa toplantısına dayanan rapor, yetkinliğin oluşmasını ve sürdürülmesini sağlayan kurumsal koşullara odaklanıyor.

Temel mesajı şu: Kuruluşlar, ihtiyaç duydukları yetkinliği işe alım yoluyla edinmenin yanında, çalışma yaşamı boyunca geliştirme ve koruma sorumluluğunu da üstlenmeli.


Yetkinlik neyi kapsıyor?

Rapor, Birleşik Krallık Sağlık ve Güvenlik Kurumu HSE’nin tanımını esas alarak yetkinliği; eğitim, beceri, deneyim ve bilginin birleşimi ile bunları bir görevi güvenli biçimde yerine getirmek için uygulayabilme kapasitesi olarak açıklıyor. Tutum ve fiziksel kapasite gibi unsurlar da kişinin yetkinliğini etkileyebiliyor.

Bu tanım, eğitim kaydı ile uygulama yeterliliği arasındaki farkı görünür kılıyor. Bir çalışanın prosedürü bilmesi, o prosedürün hangi koşullarda geçerli olduğunu anlaması ve koşullar değiştiğinde doğru karar verebilmesi birlikte değerlendirilmeli.

Rapor, bireysel yetkinliğin yanında kurumsal kapasiteyi de ele alıyor. Kurumsal kapasite; çalışanların toplam beceri, yetkinlik ve davranışlarının kuruluşun hedeflerine ulaşmasını nasıl desteklediğini ifade ediyor.

Bu nedenle yetkinlik değerlendirmesinde kişinin belgelerine ek olarak deneyimi, muhakemesi, iletişimi ve görevini içinde bulunduğu koşullarda güvenli biçimde uygulayabilmesi dikkate alınmalı. Ekip içindeki bilgi paylaşımı ve birlikte sorun çözme kapasitesi de bu bütünün parças


Yetkinlik kaybı, eğitim kayıtlarında görünmeyebilir

RoSPA’nın dikkat çektiği “skill fade” sorunu, mevcut beceri ve deneyimin zaman içinde aşınmasını kapsıyor.

Deneyimli çalışanların ayrılması, mentorluk fırsatlarının azalması ve öğrenme için yeterli zaman ayrılmaması, kuruluşun uygulama kapasitesini zayıflatabiliyor. Buna rağmen eğitim tamamlama oranları ve belge kayıtları aynı seviyede kalabiliyor.

Rapor bu durumu, çalışanların kolay ölçülemeyen katkılarının gözden kaçmasıyla ilişkilendiriyor. Bir kişinin değeri yalnızca doğrudan ürettiği iş üzerinden değerlendirildiğinde; başkalarına öğrettikleri, sorunları erken fark etmesi ve ekip içindeki kararları desteklemesi görünmez hale gelebiliyor.

Kısa vadede verimlilik sağlayan bir personel azaltımı veya otomasyon kararı, bu katkıları da ortadan kaldırıyorsa uzun vadede yetkinlik kaybına yol açabilir.


İşe hazır çalışan beklerken deneyim fırsatı sunuyor muyuz?

Rapor, yeni çalışanlardan işe hazır olmalarının beklendiğini; buna karşılık bu hazırlığı sağlayan gerçek iş deneyiminin her zaman yeterince sunulmadığını vurguluyor.

Kısaltılmış oryantasyonlar, sınırlı gözetim ve deneyimli çalışanlarla azalan günlük temas, yeni çalışanların işin hızını, sorumluluklarını ve karar verme koşullarını öğrenmesini güçleştirebiliyor. Hibrit çalışma ve başlangıç görevlerinin otomasyonu da bazı rollerde bu fırsatları azaltabiliyor.

Formal eğitim, işin bağlamını öğrenmenin tamamını karşılamıyor. Çalışanın deneyimli bir kişinin uygulamasını gözlemlemesi, kararlarının gerekçelerini anlaması ve gözetim altında uygulama yapması gerekiyor.

Raporda öne çıkan “izle–uygula–öğret” yaklaşımı bu süreci üç adımda ele alıyor: Çalışan önce beceriyi gözlemler, ardından gözetim altında uygular ve son olarak öğrendiğini başkasına açıklayarak anlayışını pekiştirir.

Bu gelişim için zaman ve kaynak ayrılması gerekir. Deneyimli çalışanın hem üretimini sürdürmesi hem de yeni çalışanı yetiştirmesi bekleniyorsa, mentorluk yükü iş planında görünür olmalı.


Eğitim etkinliği nasıl anlaşılır?

Rapor, ihtiyaç analizi yapılmadan planlanan ve başarısı katılım ya da tamamlama üzerinden ölçülen eğitimleri eleştiriyor. Bu yaklaşım, öğrenmenin muhakemeyi, bağlamsal anlayışı ve iş performansını geliştirip geliştirmediğini göstermeyebiliyor.


Etkili eğitim tasarımında şu özellikler öne çıkıyor:

  • • Gerçek görev ve gelişim ihtiyacına dayanması
  • • Kısa ve modüler yapıda olması
  • • İşe özgü senaryolar ve uygulamalar içermesi
  • • Günlük iş akışına entegre edilmesi
  • • Vardiya ve gece çalışanlarına erişebilmesi
  • • Farklı öğrenme ihtiyaçlarını ve nöroçeşitliliği dikkate alması


Rapor ayrıca kurum içi eğitici kapasitesinin geliştirilmesini öneriyor. Eğiticinin eğitimi modelleri ve çalışanların hazırladığı kısa uygulama videoları, öğrenmenin işe yakın ve erişilebilir olmasını destekleyebilir.

Sanal ve artırılmış gerçeklik ise yüksek riskli durumların canlı tehlikeye maruz kalmadan prova edilmesi için değerlendiriliyor. Ancak teknolojinin, saha deneyimi ve gözetimli uygulamayla oluşan muhakemenin yerini tamamen alamayacağı belirtiliyor.


Yetkinlik açığı, çalışan refahını da etkiler

Yetkinlik eksikliği arttığında destek, gözetim ve düzeltme yükü daha deneyimli çalışanlara kayar. İş yükü yükseldikçe öğrenme, öğretme ve dinlenme için zaman azalır. Yorgunluk ve psikolojik zorlanma ise yetkinliğin sürdürülmesini daha da güçleştirir.

Yetkinlik açığı → artan iş yükü → azalan öğrenme ve toparlanma zamanı → yorgunluk ve stres → zayıflayan kapasite.

Bu nedenle rapor, beceri eksikliklerinin çalışan refahı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Öneriler arasında ISO 45003 psikolojik sağlık ve güvenlik yönetimi yaklaşımının benimsenmesi, yetkinlik gelişimine ayrılan kaynakların korunması ve İSG, iş sağlığı, insan kaynakları ile operasyon fonksiyonlarının birlikte çalışması bulunuyor.

Psikolojik güvenlik de öğrenmenin temel koşullarından biri olarak ele alınıyor. Çalışan, bilmediğini söylemekten veya destek istemekten çekiniyorsa gelişim ihtiyacı görünmez kalabilir. Kuruluş, eğitim kayıtlarına sahip olsa bile çalışanların hangi konularda zorlandığını öğrenemeyebilir.


Yönetici yetkinliği neden bir risk kontrolüdür?

Rapor, yönetici kapasitesini kurumsal güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından temel bir kontrol olarak değerlendiriyor.

Yöneticilerin işe alım, görev dağılımı, performans değerlendirmesi ve gelişim desteği konusundaki kararları; yetkinliğin korunmasını doğrudan etkiliyor. Ancak teknik uzmanlığı güçlü bir kişinin insan yönetiminde de yeterli olduğu varsayılabiliyor.

İnsan yönetimi; çalışanı dinleme, kapasiteyi değerlendirme, adil geri bildirim verme ve koşullara uygun karar alma becerileri gerektiriyor. Bu beceriler zayıf kaldığında öğrenme ve çalışan katılımı yüzeysel uygulamalara dönüşebiliyor.

Raporun değerlendirmesine göre yönetici kapasitesindeki eksiklikler; güven kaybını, çalışan devrini, beceri kaybını ve psikososyal riskleri birlikte artırabilir.


Değişim süreçlerinde çalışan bilgisi nasıl kullanılıyor?

Yeni ekipman, yazılım, otomasyon veya çalışma düzeni, görevlerin gerektirdiği yetkinliği değiştirebilir.

Rapor, çalışanların ve İSG profesyonellerinin değişime geç dahil edilmesinin risklerin sistem tasarımına yerleşmesine neden olabileceğini belirtiyor. Kararlar alındıktan sonra yapılan bilgilendirme, erken katılımın sağlayacağı operasyonel içgörüyü karşılamıyor.

Anlamlı katılım; değişimin gerekçesinin açıklanmasını, farklı çalışan gruplarının deneyimlerinin değerlendirilmesini ve gerektiğinde sürecin etkilerini yeniden incelemek için duraklama fırsatı verilmesini kapsıyor.

Bu yaklaşım sayesinde kuruluşlar yeni beceri ihtiyaçlarını, aktarılabilir mevcut becerileri ve görev geçişi fırsatlarını daha erken belirleyebilir.


Deneyimle kazanılan bilgi nasıl korunur?

Deneyimli çalışanların bilgisi her zaman prosedürlere aktarılmış değildir. Bir ekipmanın alışılmadık davranışını tanımak, belirli saha koşullarını değerlendirmek veya geçmiş olaylardan yararlanarak karar vermek, deneyimle oluşan ve aktarılması güç olabilen bilgi birikiminin, yani örtük bilginin örnekleridir.

Bu bilgi kaybı, özellikle güvenlik açısından kritik ve teknik olarak karmaşık görevlerde önem taşır.

Rapor; kritik görevler için yedekleme, yapılandırılmış bilgi aktarımı ve kademeli emeklilik yaklaşımlarını öneriyor. Görevi devralabilecek çalışanların erken belirlenmesi, gerekli gelişimin planlanmasını ve deneyimli çalışanla birlikte çalışma fırsatı oluşturulmasını sağlar.

Burada amaç, görev listesinin yanında güvenli uygulamayı destekleyen karar mantığını ve saha deneyimini de aktarmaktır.


“Beceri Pasaportu” neyi amaçlıyor?

Rapor, kamu kurumları ve Skills England için sektörler arasında kullanılabilecek bir Beceri Pasaportu oluşturulmasını öneriyor. Öneri; Birleşik Krallık Standart Beceri Sınıflandırması ile Skills Builder Universal Framework gibi ortak çerçevelere dayanıyor.

Amaç, çalışanların becerilerini ortak bir dille kaydetmek ve görünür hale getirmek. Böylece bir kişinin yalnızca hangi diplomaya sahip olduğu değil, farklı görevlerde kullanılabilecek hangi becerileri geliştirdiği de anlaşılabilir.

Raporda dinleme, problem çözme ve ekip çalışması gibi teknik olmayan beceriler, yüksek ölçüde aktarılabilir beceriler arasında ele alınıyor.


Böyle bir kayıt yaklaşımı;

  • • İşe alım kararlarında mevcut becerilerin daha iyi değerlendirilmesini,
  • • Roller ve sektörler arasındaki geçişlerin desteklenmesini,
  • • Kurum içi gelişim fırsatlarının belirlenmesini,
  • • İSG, operasyon ve İK arasında ortak bir beceri dili oluşmasını amaçlıyor.


Rapor, çalışanların sahip olduğu becerilere odaklanılmasını; eksik belgelerin veya gereğinden yüksek işe alım şartlarının potansiyeli görünmez hale getirmemesini savunuyor.

Beceri Pasaportu için ayrıntılı bir form veya hazır uygulama sistemi sunulmuyor. Öneri, becerilerin tanınması ve kaydedilmesi için geliştirilecek ortak bir yapıya işaret ediyor.


“AI ehliyeti” ne anlama geliyor?

Raporun bir diğer önerisi, role uygun yapay zeka yetkinlik seviyeleri ve bunu destekleyen bir “AI ehliyeti” yaklaşımı geliştirilmesi. Öneri, Alan Turing Institute’un AI Skills for Business Competency Framework çerçevesine referans veriyor.

Buradaki temel ihtiyaç, yapay zekayı kullanırken çıktının sınırlarını anlayabilmek ve doğruluğunu sorgulayabilmek.

Rapor; yapay zekanın güvenilir görünen yanlış çıktılar üretebileceğini, mevcut önyargıları güçlendirebileceğini ve kullanıcıda yanlış güven duygusu oluşturabileceğini belirtiyor. Bu nedenle eleştirel düşünme, doğrulama, kendi yetkinlik sınırlarını bilme ve gerektiğinde konuyu yetkin kişilere taşıma becerileri önem kazanıyor.

İSG açısından bir risk değerlendirmesi veya eğitim materyalinin üretilmiş olması, içeriğin yeterli olduğunu göstermiyor. Kullanılan varsayımların, saha koşullarına uygunluğun ve eksiklerin yetkin kişilerce incelenmesi gerekiyor.

Rapor, bunun yanında yapay zeka kullanımının kurumsal yönetişimle desteklenmesini öneriyor: Sorumluluklar, kabul edilebilir kullanım, insan kontrolü ve çalışan katılımı tanımlanmalı; yapay zekanın yetkinlik gelişimine etkisi risk kayıtlarında ele alınmalı.

“AI ehliyeti”, raporda mevcut zorunlu bir belge olarak sunulmuyor. Ayrıntılı bir sınav veya belgelendirme sistemi de tanımlanmıyor. Role göre değişen kullanım yeterliliğinin geliştirilmesi ve tanınması için bir öneri niteliğinde.


Kuruluşlar nereden başlayabilir?

Raporun bulguları, kuruluşların şu soruları birlikte değerlendirmesini gerektiriyor:

  • • Kritik görevlerde hangi yetkinliklere ihtiyaç var?
  • • Bu yetkinlikler nasıl geliştiriliyor? 
  • • Uygulamaya nasıl yansıyor? 
  • • Deneyim kaybı ve değişim karşısında nasıl korunuyor?


Rapor, yetkinliğin geliştirilmesi ve korunmasını kuruluşların açıkça sahiplenmesi gereken bir sorumluluk olarak ortaya koyuyor. Bu sorumluluğun karşılığı; eğitim planlarında, iş yükü kararlarında, yönetici uygulamalarında ve bilgi aktarımında görülmeli. İSG’de yetkinliğin gerçek göstergesi de bu çabanın sahada güvenli karar ve uygulamalara dönüşmesidir.


Kaynak: RoSPA OSH Skills Commission Findings Report, Protecting Workforce Competence for Safer, Healthier Workplaces